Türkiye'nin Yapay Zeka Kanun Teklifi: Deepfake'ten Veri Setlerine, Ne Anlama Geliyor?
7 Kasım 2025 tarihli yapay zeka içerik düzenlemesi kanun teklifi, deepfake etiketleme zorunluluğu, 500.000-5.000.000 TL cezalar ve hukuk mesleğine olası etkilerin detaylı analizi.
7 Kasım 2025’te TBMM’ye sunulan yapay zeka içerik düzenlemesi kanun teklifi, Türkiye’nin bu alandaki en somut yasal adımı. Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer kanunlarda değişiklikler öngören teklif, deepfake’ten veri seti standartlarına geniş bir kapsam çiziyor.
Kanun Teklifinin Kapsamı
Teklifin temel amacı dört başlık altında özetlenebilir: yapay zeka güvenliği, etik kullanım, denetim mekanizmaları ve hak ihlallerinin önlenmesi. Bu çerçevede Türk Ceza Kanunu’nda yeni suç tanımları ve mevcut kanunlarda önemli değişiklikler öngörülüyor.
Teklifin zamanlaması da önemli. 2025 yılı boyunca yaşanan gelişmeler - Grok yasağı, artan halüsinasyon vakaları, KVKK soruşturmaları - yasal düzenleme ihtiyacını somutlaştırdı.
Deepfake Düzenlemesi
Teklifin en dikkat çeken bölümü deepfake düzenlemesi. Yapay zeka ile üretilen içeriklere “Yapay Zeka ile Üretilmiştir” etiketi zorunluluğu getiriliyor. Bu etiketleme yükümlülüğü hem üreticiyi hem de yayıncıyı kapsıyor.
Etiketlenmemiş yapay zeka içeriğinin tespit edilmesi halinde, içeriğin 6 saat içinde engellenmesi yükümlülüğü var. Uyumsuzluk halinde 500.000 TL ile 5.000.000 TL arasında idari para cezası öngörülüyor.
BTK’ya acil erişim engelleme yetkisi de veriliyor - ağır durumlarda 10 milyon TL’ye kadar ceza uygulanabilecek.
Veri Seti Standartları
Teklifin hukuk sektörünü doğrudan ilgilendiren bölümü, veri seti standartları. Yapay zeka sistemlerinin eğitiminde kullanılan veri setleri için üç temel ilke belirleniyor: anonimlik, ayrımcılık yasağı ve meşruiyet.
Ayrımcı veri seti kullanımının “veri güvenliği ihlali” sayılması, önemli bir yenilik. Bu, yapay zeka araçlarının eğitim verisinde önyargı (bias) kontrolünü hukuki bir zorunluluk haline getiriyor.
Hukuk sektöründeki yapay zeka araçları açısından bu ne anlama geliyor? Örneğin bir içtihat analiz aracının eğitim verisinde belirli demografik gruplara yönelik sistematik önyargı varsa, bu artık yasal bir ihlal oluşturabilir.
AB Yapay Zeka Yasası ile Karşılaştırma
Türkiye’nin yaklaşımı AB’den farklı. AB Yapay Zeka Yasası risk bazlı bir çerçeve oluştururken, Türk teklifi daha çok içerik odaklı bir düzenleme sunuyor.
Bu farklılık bilinçli bir tercih mi, yoksa düzenleme sürecinin erken aşamasında olmanın bir sonucu mu? Her iki ihtimal de mümkün. Ancak AB ile ticaret yapan Türk şirketlerinin avukatları, her iki düzenlemeye de hakim olmalı.
“İki yasaya birden uyum” senaryosu giderek daha gerçekçi hale geliyor. Türk hukuku ve AB hukuku farklı yaklaşımlar benimsese de, uyumluluk noktaları yeterince geniş.
Avukatlar İçin Pratik Etkileri
Yapay zeka ile üretilen hukuki dokümanların etiketlenmesi tartışması, henüz netleşmemiş en kritik soru. Bir avukat yapay zeka yardımıyla hazırladığı dilekçeyi mahkemeye sunarken “yapay zeka destekli” etiketlemek zorunda olacak mı? Teklifin mevcut hali bu soruya açık bir cevap vermiyor.
Mahkemeye sunulan yapay zeka destekli analizlerin bildirim yükümlülüğü de tartışılıyor. Bazı ülkelerde bu yönde adımlar atılmış durumda - ABD’de bazı eyalet mahkemeleri, yapay zeka kullanımının beyan edilmesini zorunlu kıldı.
Hukuk büroları için uyum takvimi, kanun teklifinin yasalaşma sürecine bağlı. Ancak hazırlığa şimdiden başlamak, yasalaştığında avantaj sağlayacak.